top of page

"Ağrı’da yaşanmış bir öykü HASAN MAHİR"

 

 

        Kar köy yollarını iyiden iyiye kapamıştı. Ağrı dağının zirvesi zorlukların üstesinden gelmek için güçlü olmak gerektiğini anlatıyordu insanlara. Bahar gelmeden Ağrı şehir merkezine inmek zordu. Bunu bilen köylüler kış erzaklarını sonbaharda tedarik ediyorlardı. Hastalanmadıkça bahar gelip buzlar erimeden şehre gitmeye gerek kalmıyordu.

       Güneş ağrı dağının eteklerinden gecenin karanlığına karıştığında, karın üzerine ayın ışığı vuruyordu. Uzakta ki aç kurtlar aya karşı uluyorlardı. Kurt seslerine karşı köpeklerde köyün hakiminin kendileri olduğunu ilan edercesine sabaha kadar ulurlardı.

       Yatsı ezanı karın derinliğine işleyerek gecenin derinliğinde yayılırken. Ahmet bir anda rahatsızlandı. Karnı ağrıyordu. Üşütmüş olacağını düşünerek sobaya sokuldu. Ara sıra böyle olurdu. Ama doktora gitmek imkanı az olduğu için bu gün geçer yarın geçer diye ihmal ediyordu.

      Ahmet in karın böğründeki bölgelerde hafiften başlayan ağrı yavaş yavaş bütün vücuduna yayılıyordu. Herkes gecenin soğuğundan korunmak için bir an önce yatağın yolunu tutmuştu. Ahmet in eşi Ayşe kadın, henüz uyumamıştı. Aslında uyuyamıyordu. Ahmet in ağrılarını dindirmeye çalışıyor ama başarılı olamıyordu. Gece ilerledikçe ağrıda ilerliyordu. Artık dayanılmaz bir hal alamaya başlıyordu. Ahmet bir an önce sabah olması için Allah a dua ediyordu. Eşi tedirgin başında dolanıp duruyordu. Sobaya tezek atıyor, eşinin üşümesini önlemeye çalışıyordu.

      Gün ağarırken Ahmet in gücü kalmamıştı. Ağrıların verdiği acıdan bayılmıştı. Ayşe kadın telaşa kapıldı bir an ne yapacağını bilmiyordu. Sabaha kadar uyuyamadığı için sersem gibiydi. Yan odada yatan kayın pederinin kapısını çaldı. Yetmiş yaşındaki ihtiyar Hacı Kamil kapıyı açtı. Gelinin gözlerinden bir şeyler olduğunu anlıyordu.

- Ne oldu?
+ Ahmet çok fena
- Ne zamandan beri
+ Akşamdan beri kıvranıyor.
- Niye haber vermedin
+Ahmet kimseyi rahatsız etmeyelim dedi.

      İhtiyar yetmiş yaşına rağmen çok dinç biri idi. Hayatı yaylalarda koyun otlatmakla geçmişti. Askerlik dışında Ağrı dışına çıkmamıştı. O kadar sağlıklı idi ki hayatında hiç hastane yüzü görmemişti. Oğlunun odasına girdiğinde onu baygın halde görünce, yüreğinin derinliklerinde bir acı hissetti. Komşulara haber vermesi için gelini yolladı. Komşular toplandı. Köy muhtarı da gelenler arasında idi. Köyün ileri gelenleri bir araya geldi. Köy yolları kapalı idi. Hastanın bir an önce şehre götürülmesi gerekiyordu. Şehre telefon açıp yardım istemek isteseler yollar bir haftadan önce açılmazdı. Tek çare vardı. Kızakla onu şehre indirmek. Bir katır hazırlandı. Arkasına kızak bağlandı. Köydeki delikanlılardan dört kişilik gurup oluşturuldu. Hacı Kamil de gitmek istese de onu götürmediler. Yolda kalır, bize engel olur diye. Katır karları yara yara köyden uzaklaştı. Katır ilerledikçe yoruluyor, yoruldukça, terliyordu. Terli vücuda vuran soğuk havanın etkisi ile buharlaşan terler sanki havada donuyordu. Yol boyunca iki kişi Ahmet i kontrol ediyor, kızağa yardım ediyordu. Diğerleri omuzlarındaki silahla gözcülük nöbeti tutuyordu.Şehre indiklerinde vakit öğleyi geçmişti. Herkes yorulmuştu ama dinlenecek hal yoktu hastayı hemen devlet hastanesinin aciline kaldırdılar.

     Doktorlar muayene film tahlil derken, hastalığı teşhis ettiler. Ahmet in böbrekleri iflas etmişti. Bir an önce börek nakli gerekiyordu. Geçici olarak Ahmet i diyaliz makinesine bağladılar. Ama bu geçici çözümdü. Bir an önce onun kan gurubuna ve dokusuna uyacak böbrek bulmak gerekiyordu. Onu hastaneye getirenler böbrek aradılar. Ama ona uygun böbrek bulmak zordu. Bulsalar da para verip almak zordu. Ya böbreğini bağışlayacak bir hayır sever beklenmeli idi yada yakınlarından birinden bir böbrek bulunmalı idi. Kaybedilecek zaman yoktu. Birkaç güne böbrek bulunmazsa Ahmet ölebilirdi. Köye Hacı Kamile telefon açtılar. Hacı Kamil şakındı. Dokusu ve kan gurubu tutabilecek yakınlarına gitti. Bırakın bir böbreğini kan ve doku tahliline dahi hiç kimse yanaşmıyordu. Herkes bir böbreğini vererek yarım insan olamayacağını söylüyordu.Böbrek bulunmadan, geçen her gün Ahmet için ölüm biraz daha yaklaşıyordu. Hacı Kamil çaresizlik içinde akşama kadar bütün akrabalarını dolaştı. Hiç kimse böbreğini vermeye yaklaşmıyordu. Gün batmakta idi. Dünyada bircik oğlu vefasız insanlar yüzünden göz göre göre ölüp gidemezdi. Hacı Kamil buna müsaade etmezdi. Ama elinden de bir şey gelmiyordu. Son kararını verdi. Şehre gidip Böbreğini oğluna kendi verecekti. Kan ve dokusu tutacak kişilerin başında idi. Bu kararı verdiği anda odasına girdi. Üzerini kalınca giydi. Duvarda asılı duran tüfeğini aldı. Tam odanın kapısından çıkacaktı ki gelini nere gidiyorsun diye sordu. Hacı Kamil Hastaneye diye cevap verdi. Başka söz söylemedi. On sekizin de bir deli kanlı gibi Şehir yoluna düştü. Gündüz geçen kızağın açtığı yoldan ilerlemeye başladı. Bu şekilde hem daha rahat ilerliyor hem de şehrin yolunu bulması daha kolay olacağını biliyordu. Karda ilerledikçe beyninden tek bir düşünce geçiyordu. Oğlunu kurtarmak. Allah tan tek isteği vardı. Sağ salim Hastaneye varıp böbreğini oğluna vermek. Ben dünyada yeteri kadar yaşadım. Bana böbrek lazım değil gerekirse ölürüm diye ilerledi. Gece o ilerledikçe, soğukta şiddetini artırıyordu. Ayakları üşüyor, soğuktan uykusu geliyor. Biraz orada kestirmek istiyordu. Ama bildiği bir şey vardı eğer, uyursa bir daha uyanamayacağını biliyordu. Dizlerindeki derman tükenmeye başladığın da Ağrının ışıklarını gördü. Son gücünü topladı. Son bir hamle ile şehrin arka mahallerine girebildi. Ayakları kendisini taşıyamaz duruma geldi. Ne olur Allah'ım böbreklerimi oğluma vermeden benim canımı alma diye dua ediyordu. Gözlerini açtığında bir hastanene odasında buldu kendisini. Biraz kendini toparladı. Kendine ne olduğunu merak etmeden. Burası Devlet hastanesi mi diye sordu. evet cevabını alınca Oğlum nerede diye sordu odaya giren hemşireye. Ağrı girişinde bayılıp düşünce Mahalleliler onu hastaneye kaldırmıştı. İhtiyarın sorusunu şaşkınlıkla karşılayan hemşire sakin ol dede, Ne oğlu diye sordu. İhtiyar yattığı yerden doğruldu. Derdini anlattı. Hemşire Hacı Kamil'2i Oğlunun yanına götürdü. Ahmet in başında bekleyen köylüler Hacı Kamili karşılarında gecenin yarısında görünce şaşırdılar. Ahmet diyaliz makinesinde bağlı yatıyordu. Uzun uzun baktı. Sabah olduğunda Hacı Kamil Doktorun kapısında dikilmiş bekliyordu. Doktor sabahın köründe kapısındaki bekleyen ihtiyarı görünce.

- Hayırdır hacı amca ne bekliyorsun
+ Doktoru oğlum
- Doktor benim
+ Çok iyi
- Buyur
+ Oğlum hasta dün getirdiler. Böbrek gerekiyormuş.Doktor sakindi Hacı Kamili odasına aldı.
- Böbrek buldunuz mu?
+ Ben vereceğim
- Senin tek böbreğini alırsak yaşayamazsın
+ Ben yeteri kadar yaşadım. Bundan sonrasını oğlum yaşasın.


        Doktor Hacı Kamilin yetmiş yaşında tek böbrekle yaşama şansının az olduğunu biliyordu. Ama yapacak başka bir şeyde yoktu. Tıpta en ufak bir ümitte değerlendirilirdi. Şansını denemek istedi. Hemşireyi çağırarak Kan ve doku testi istedi. Hacı Kamilden kan ve doku aldılar. Sonuçlar öğleye doğru çıktı. Doktor Gözün Aydın Hacı amca kan ve doku tutuyor dedi. Doktorun yapması gereken son bir şey daha vardı. Hacı Kamilin böbreklerinin filmini çektirmek. Acaba böbrekler nakil yapabilecek kadar sağlam mıydı. Hacı Kamil İçinde, bir sevinç ve umutla röntgen masasına uzandı. İçinden ne olur Allah ım böbreklerim sağlam olsun diyordu. Oğlum kurtulsun diye için için dua ediyordu. Filmi çektirdikten sonra kapıdan hiç ayrılmadı. Sabırsızlıkla bekliyor. Bir an önce doktora götürmek istiyordu. On, onbeş dakika geçmişti. Ama ona sanki yılar gibi geldi. Eline filmi verdiklerinde sanki uçuyor gibiydi. Doktorun kapısını çalmadan içeri girdi. Filimler çıktı doktor oğlum diyebildi. Doktor da kendisini ihtiyarın heyecanına kaptırmıştı. Filmleri alıp ışığa tutu.

Doktorun yüz hareketleri, bakışları donmuş gibiydi. Uzun bir süre baktı. İnanamıyordu. Böyle bir şeye şimdiye kadar rastlamamıştı. Bu nasıl olabilirdi. Hacı Kamil sabırsızlıkla sonucu bekliyordu. Ama Doktorun dudakları limanda paslanmaya bırakılmış gemiler gibi hiç kımıldamıyordu. Filme bir daha bir daha baktı. Başını sallıyor, gördüklerin inanamıyordu. Birden Hacı Kamile döndü.

- Müjde ihtiyar müjde. Senin oğlun dünyanın en şanslı hastası. Allah onun böbreklerini yılarca sende emanet olarak saklamış.
+ Sağlam mı yani.
- Sadece sağlam olsa hacı baba, senin oğlunun iki böbreğe ihtiyacı vardı.

Doktor durdu derin nefes aldı.

- Ey hacı baba Allah sana dört böbrek vermiş. Tam dört böbrek..

 

 

 

 

 

 

     Memorial Hastanesi Genel Cerrahi, Organ Nakli ve Çocuk Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Münci Kalayoğlu, Prof. Dr. Koray Acarlı, Doç. Dr. Turan Kanmaz, Op. Dr. Yücel Yankol, Op. Dr. Ebru Şen Oran ve Op. Dr. Barış Tüzün tarafından gerçekleştirilen karaciğer nakliyle 17 yaşındaki Demet Perçin için hayat ikinci kez başladı.

Henüz 17 yaşındayken yakalandığı amansız hastalık Demet'in gülen yüzünü soldurmuştu. Tek tedavi şansı ise organ nakliydi. Tam umutlar tükeniyor derken Adana'da yaşayan 16 yaşındaki Mustafa Gölgeli'nin organları onun güzel gözlerini yeniden güldürdü.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tek Umut Karaciğer Nakli

 

Perçin Ailesi'nin mutlu süren hayatları Demet'in ansızın ortaya çıkan rahatsızlığıyla kabusa döndü. Hastalığın tedavisi için gitmedikleri doktor kalmadı. Ancak doğru teşhis bir ayın sonunda koyulabildi. Demet'in karaciğerinde kanser tümörü vardı. Hastalığa bir çare arayan Baba Varol Perçin kızının tedavisi için çalmadık kapı bırakmadı. En son Memorial Hastanesi Genel Cerrahi ve Organ Nakli Bölümü'ne gelen Demet için tek kurtuluş yolunun karaciğer nakli olduğu belirlendi.

Uygun karaciğerin bulunması için tüm aile seferber oldu. İlk önce kız kardeşi ardından ise erkek kardeşinin karaciğerlerine bakıldı. Ancak her ikisinin karaciğerinin de nakil için uygun olmadığı belirlendi. Daha sonra ise halası Demet'e karaciğerinin bir bölümünü vermek için gerekli testlerden geçti. Fakat aynı olumsuz sonuç orda da karşılarına çıktı. Onun karaciğeri de nakil için uygun değildi. Dayısının oğlu Okan Özdemir, Demet için son şanstı. Okan Özdemir gerekli tahlillerden geçti ve nakil için uygun olduğu belirlendi.

 

 

Buruk Bir Mutluluk

 

Alınan bu mutlu haberin ardından Demet'e kuzeni Okan Özdemir'in karaciğerinin bir bölümünün takılacağı kesinleşmişti. Demet ve Okan tam hastaneye yatmaya hazırlanırken bir aileyi üzen bir diğerine ise buruk bir mutluluk yaşatan bir olay gerçekleşti. Mersin'de karbondioksit gazından zehirlenen 16 yaşındaki lise öğrencisi Mustafa Gölgeli hayatını kaybetmiş, ailesi ise örnek bir davranış sergileyerek evlatlarının organlarını bağışlamıştı. Mustafa Gölgeli'nin organları Demet'in yanı sıra iki hastanın daha hayatını kurtardı.

Uçakla İstanbul'a gelen karaciğer Memorial Hastanesi Organ Nakli Bölümü tarafından gerçekleştirilen ameliyatla 17 yaşındaki Demet'e takıldı. 8 saat süren başarılı ameliyatın ardından Demet, ikinci yaşamına merhaba dedi.

 

13 Gün Sonra Taburcu Oldu

 

Ameliyattan çok kısa bir süre sonra ayağa kalkan Demet, 3 Mayıs 2007 günü hastaneden gülen gözlerle çıkıp evine gitti. Doktorlarıyla hatıra fotoğrafı çektiren 17 yaşındaki Demet en çok deniz kenarında yürümeyi özlemişti. Duygularını " Kendimi çok iyi hissediyorum. Önceden organ bağışının öneminin bu kadar farkında değildim. Ama şimdi durum çok farklı. Bir insan öldü ve bana can verdi. Bu yüzden mutluluğum içinde biraz da hüzün var."

Varol Perçin ise kendini ikinci kez baba olmuş gibi hissettiğini belirtirken " Doğru zamanda doğru yerde olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Tüm doktorlara ve hastaneye minnettarım. Organ bağışlayan aileyle de sık sık telefonla görüşüyoruz. Demet onlara da anne, baba diyor. Ara ara kıskandığım dahi oluyor" dedi.

Memorial Hastanesi Genel Cerrahi, Organ Nakli ve Çocuk Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Münci Kalayoğlu, " Demet'in ameliyatı çok başarılı geçti. Organ nakli bir ekip işi. Ancak bu işin en zor tarafı, Demet için uygun karaciğerin bulunması. Biz oğullarının karaciğerini bağışlayan aileye çok teşekkür ederiz. Demet hepimizin çocuğu. Türkiye'de Demet gibi organ bekleyen 40 bin kişi var. Biz her 100 karaciğer hastasından sadece 7'sine yardım edebiliyoruz, 93'ü hayatını kaybediyor. Lütfen organlarınızı bağışlayın. Organ bağışı hayat kurtarır."

Demet'in Güzel Gözleri Artık Gülüyor

© 2023 by MATT WHITBY. Proudly created with Wix.com

bottom of page